Doğum yapmadan önce tüm doğum hikayelerini okurdum ve çok merak ederdim. Her doğumun birbirinden farklı olduğunu gördüm. Ben de keşkesiz doğum yaşadığım için paylaşmak istedim. Ayrıca Amerika'da doğum yaptığım için deneyimlerimi de paylaşıyorum. Umarım anne adaylarının heyecanlarını biraz olsun dindirebilirim ve olumlu düşünmelerine yardımcı olabilirim. :)
Herhangi bir hamilelik veya doğum kursuna katılamadım ancak doğuma ciddi anlamda hazırlandım. Bunu başka bir yazıda anlatıyor olacağım.
Başından beri çok enerjik ve hareketli bir hamilelik geçirdim. Zaman zaman ağrılarım oluyordu hatta bir dönem ayak bileklerim çok şişiyordu ama tüm sıkıntılarım geçti sonradan. Sadece Atlas ayaklarını kaburgama dayamıştı ve son 8-9 hafta kaburgamda Atlas ile birlikte yaşadım. Hatta Atlas doğduktan sonra bile yer etmiş gibi bir ağrı oldu 1-2 gün.
Doğum için 29. haftamda Amerika'ya gittik. İlk gittiğimiz zaman doktorumuzla tanıştık ve çok doğru bir karar verdiğimizi anladık. Doktorumuza Türkiye'den de çok fazla giden var.
Doktor seçiminin çok çok önemli olduğunu doğumda anladım. Muayenelerde de destek anlamında hissediyorsun ama doğum anında doktorun yönlendirmeleri, konuya hakimliği ve soğukkanlılığı herşeyi çok kolaylaştırdı.
İlk tanışma olduğu için doktor Atlas'la da tanışmak istedi ve ultrasonda kısa bir süre kontrol etti. Biz Onur'la uzun uzun ekrana bakarken kapattı ekranı :)
Bundan sonra bir kez daha, ben Atlas'ın hareketlerini tam hissedemiyorum dediğim zaman ultrason yaptı ve beni NST'ye bağladı. Aslında Atlas büyüdüğü için hissedemiyordum ama ayırt etmek benim için güç oluyordu.
Bunun dışında NST ve ultrason bir daha olmadı. Sadece bir mezura ve eski bir aletle kalp atışı dinlemece. Çok hoşumuza gittiğini söyleyebilirim. Heyecanla koşarak giderdik doktora kalp atışlarını dinler eve giderdik :) Sanırım bizden farklı olarak her gittiğimizde idrar testi yapılırdı.
Doktora ilk gittiğimiz gün bize bir saatini ayırdı ve tüm süreci detaylarıyla anlattı. Doğumun takım
işi olduğundan, biz nasıl istersek bu şekilde devam edeceğimizden bahsetti. O gün Onur kendini daha dahil hissetti diyebilirim. Ayrıca doğum ve hamilelik ile ilgili birkaç kurs önerdi. İstanbul'da bana doktorum hiç böyle bir konuşma yapmadı ve bununla birlikte daha 26. haftamda sezeryan olma ihtimalimin yüksek olduğunu söyledi. Neden dediğimde plesentamın aşağıda olduğundan bahsetti. Daha 26. hafta bunun için çok çok erkendi. Doktorum gerçekten çok iyi bir hastanede çok iyi bir doktor ve benim yıllardır doktorum olmasına rağmen direk sezeryana daha başından yönlendirmesini yapmıştı. Yani burada olsaydım sezeryan yolu görünmüştü. O gün çok üzülmüştük. Başından beri hep normal doğum istiyordum, vücudumun buna hazır olduğunu zaten bunun için doğduğunu biliyordum. Aslında hiç sıkıntı yoktu ve bunu hissediyordum.
Sonrasında günler geçti, geçti, her hafta kontrole gidiyorum ama doğuma yaklaştığıma dair ne ağrı, ne dalga hiçbir belirti yok.
Sonunda 40. haftamın dolmasına 2 gün kala Pazartesi günü kontrole gittik. 3 cm açılma ve %70 incelme vardı. Doktor istersek doğumu başlatabileceğini söyledi. İstemedim ve de korkunç bir grip geçirdim o hafta.
Perşembe günü yeniden gittik açılma 4 cm olmuştu ama bende hala hiçbir şey yoktu.
Pazar günü suni sancıyla doğumu başlatmaya karar verdik. Suni sancıyla ilgili olumsuz çok fazla deneyim okumuştum o yüzden biraz tedirgin olmama rağmen artık tamam dedim. Doğal olsun çok istemiştim ama hazırdım. Doktorum da doğum için tüm şartların oluştuğunu söyledi. Aslında doğum başlamıştı sadece dalgaları bekliyorduk ama gelemedi. Bende Cuma günü dalgalar gelsin diye sabahtan akşama kadar sokaklarda yürü yürü :) Her gün bu kadar yürüyordum zaten. İşin tuhafı giderek kendimi daha enerjik hissediyordum. 41. haftanın içindeydim ve karnıma, ağırlığıma, herşeye alışmıştım. Sabah çıkardık evden, akşama kadar gezerdim. Çok az uyurdum ama uykumu da alırdım. Son zamanlarda gelen hamilelik enerjisi bana çok öncelerden gelmişti. :)
O cuma akşamı baktığımda 11bin küsür adım atmıştım. Bugün de dalgalar gelmezse dahada gelmez dedim. Hiçbir şey olmadı :)
O kadar çok kendimi dinliyordum ki ufacık bir kıpırdanmada Onur başladı diye bağırıyordum ama alakası yok, bekliyoruz bir daha gelsin diye ama ne gelen ne giden :)
Sancılara sancı adı altında değil dalga olarak adlandırmanın faydası oldu. Sancı daha sert bir kelime sanki kesilmeyecek gibi. Ama dalga dediğimde gelen ve giden yani arada nefes alabileceğim birşey yaşayacaktım.
Nitekim Pazar sabah 6'da annem, Onur, ben ve Pilates topum hastane yollarına düştük.
8'de serum bağlandı. Bende tık yoktu. Saat 12 oldu. Hala birşey yok. Doktor geldi ve suyumu patlattı. Bu arada açılmam 6 cm, incelmem %90 olmuştu. Ben biraz tedirgin olmaya başladım. Dalgalar olmazsa ne olacak diye.
![]() |
| Ayrılmaz ikili hastane girişi yaparken |
Başka bir serum daha vermeye başladılar.
Saat 1 gibi artık dalgalar başladı. Bu beni bayağı mutlu etti. Bu arada odada bir sallanan sandalye var ve ben orada oturuyordum. Hemşirem ( kendisine bayıldım, inanılmaz yardımcı oldu) sallanan sandalyeye oturursam gelen dalgaları daha rahat atlatacağımı söyledi. Dalgalar başladığında sallanmaya başlıyordum, annem dizlerime masaj yapıyordu, Onur da tenis topuyla belime basınç uyguluyordu. Bu şekilde hala idare ediyordum. Saat 2-2.30 arası biraz daha sertleşti. Suni sancının daha sert olduğunu çok okumuştum, merakla bekliyordum ve epidural kesinlikle istemiyordum. Televizyonda Golf turnuvası açıktı. Sadece golf izliyordum, hiç konuşmuyordum. Sanki dalgalar geldiğinde dışarı çıkıyordum ve başka biri gibi dalgaları izliyordum. İki dalga arasında buz yiyordum ve herkes dinleniyordu.
Bu şekilde saat 3 - 3.30 oldu. Bu noktada iyice sıklaştı ve ben yaklaştığımı anladım. Burada epidural almak istedim içimden ama çok az kalmıştı, azıcık daha dayanmam gerekiyordu. Bunların hepsini içimden düşünüyorum, dışarıdan tek kelime etmedim. Sadece Golf izliyordum, düşünüyordum, dalgalarla gözlerimi kapatıp dışarı çıkıyordum. Sadece sakin kaldım, nefes aldım.
Saat 4'e gelirken 8 cm açılmam vardı ve 5 dk içinde doğum başladı. Bu arada hemşire sakin sakin odayı doğum odasına çevirmişti bile. Doktorum geldi ve bana önce sakin olmamı söyledi. Nefes almayı herşeyi unutuvermiştim birden. Sabahtan beri olan tüm konsantrem dağılmıştı. Doktor beni kontrol altına alınca kendime geldim. Sakinleştim ve yeniden nefes almaya başladım.
Birkaç denemeden sonra Atlas'ın saçları çıktı. Annem ve Onur ağlamaya başladı. Doktor Atlas'ın saçlarıyla oynamaya başladı. Bu noktada biraz dinlenmeye başladım. Sonrasında yeniden güçlendim ve devam ettim. Kafası ve omuzları çıktıktan sonra Doktor bana benim çıkarmamı işaret etti. O an Atlas'ı tuttum ve içimden çıkartıp üzerime aldım. Ben çıkarttım.
İşte o an hiç yaşamadığım, bilmediğim, muhteşem ötesi bir duygu yaşamaya başladım. Atlas'tan gözümü alamıyordum. Aşk dedim bu. Sadece çok güzel, çok güzelsin diyebiliyor ve gülüyordum.
Doktor Onur'a makas verdi ve göbek kordonunu Onur kesti. Atlas'ın ilk bakımları benim üzerimde yapıldı. Gerçekten muhteşem bir andı. Resmen bebeğimizle bir araya gelmiştik artık.
Atlas'ı diğer bakımları için götürdükten sonra ben kalktım ve sofrada yemek yedim. Bir daha da yatmadım. Bitmişti. Artık daha bambaşka bir zaman başlamıştı bizim için.
Hemşirem sallanan sandalyeyi alıp başka bir odaya başka bir anne adayına yardım etmesi için çoktan götürmüştü bile. :)
Biz kendi mucizemizi gerçekleştirdik. Her kadın bu şekilde bilinçli ellerde istediği şekilde doğum yapmayı hak ediyor. Bizde bir kesme halleri (Sezeryan, epizyotomi) var sürekli. Bence eğer sağlık açısıdan sorun yoksa buna kesinlikle müsaade etmemeliyiz.
Bu bir ekip işiydi. Annem, Eşim, Atlas, Doktorum, Hemşirem ve ben bir takımdık. Hepsine teşekkürü bir borç bilirim. Bir kişi bile eksik olsaydı bu şekilde bir doğum gerçekleştiremezdim.
Tüm anne adaylarına istediği gibi güzel bir doğum dilerim..

MErhaba çok güzel anlatmışsınız herşeyi :) Doktorunuz kim acaba? ve hangi hastanede yaptınız doğumunuzu?
YanıtlaSil